"Ruslar, Kürtlere karşı Türkiye'yi bir sopa olarak kullanıyor"

Suriyeli Kürtlerin Lideri Aldar Halil'e Rusya tarafından Afrin yönetiminin Suriye rejimine bırakılması karşılığında Türkiye'nin kente saldırmayacağının garantisini verdiğini duyurdu.
Suriyeli Kürtlerin Lideri konumunda yer alan Aldar Halil, geçtiğimiz günlerde Kürt televizyonu Sterk TV'ye Cumartesi günü verdiği röportajda Rusların, Türkiye'nin Afrin'e saldırısını önlemek karşılığında Kürtlerden Afrin'in kontrolünü bırakmalarını istediğini belirtti.

Ahval'de yer alan haberde Aldar Halil, Sterk TV'deki röportajında “Rusya bir toplantıda Afrin yönetimine öneride bulunarak, eğer Afrin Suriye rejimi tarafından yönetilirse Türkiye'nin kente saldırmayacağını söyledi. Afrin Kantonu yönetimi teklifi reddetti” şeklinde konuştu. 

Ahval'in ulaştığı Aldar Halil, Rusya'nın böyle bir teklif yaptığını doğruladı. Afrin Kantonu Eş Başbakanı Hevi Mustafa da Ahval'e verdiği demeçte rejimin yeniden kontrolü ele geçirmesine izin vermeyeceklerini söyledi.


Hevi Mustafa, “Altı yıl önce rejimi buradan gönderdik ve onun yerine Suriye ile kuzey Suriye bölgesinde özgür bir rejim oluşturmak için çok şehit verdik” dedi ve ekledi: “Eğer böyle bir şey yapacak olursak bunu duyururuz.” dedi.

Rusya Kürtleri Ulusal ve Kültürel Federal Otonomisi Konseyi lideri Ferhat Patiyev’e göre de Aldar Halil'in açıklaması doğru.

Ahval'e konuşan Patiyev, “Bu tavır Esad'a tümüyle teslim olmak anlamına geliyor. Türk maşası bu hedefe ulaşmak için kullanılan bir araç” dedi ve devam etti:

“Şu an sadece Afrin için geçerli, ama her aktör, evrensel değerler gibi konseptlere zarara vermek pahasına bile olsa menfaat elde etmek istiyor.”

Patiyev, “Ama belki de gelecekte bu durum Deyrizor ve Rakka için de geçerli olacak. Afrin ne pahasına olursa olsun korunmalı ve biz de bunun farkındayız” dedi ve ekledi:

“Afrin'in düşerse gelecekte daha fazla baskı olacak ve diğer bölgelerden de peyder pey çekilmek anlamına gelecek (Türkiye, her seferinde güvenliğinin tehdit edildiğine yönelik açıklamalar yapacaktır) ve bu Rojava tümüyle yok olana kadar devam edecek.”

Patiyev, “Şu anda, en iyi cevap belki de Türkiye için sonucu tersine çevirmek ve Türkiye'nin Cerablus, Bab ve Azez'de kontrolünü kaybetmesini sağlamak olacaktır. Uluslararası koalisyon YPG/YPJ'yi (SDG) destekleyebilir” diye sözlerini tamamladı.

YPG yetkilisi Polat Can da Cumartesi günü Twitter hesabından “Cerablus'u, Azez'i, El-Bab'ı ve Mare'yi Türk-Daeş [IŞİD] işgalinden kurtarma vakti geldi” mesajını paylaştı.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi analisti Timur Akhmetov, Ahval'e verdiği demeçte “Görünen o ki, kontrol transferine yönelik görüşmeler söz konusu” dedi ve ekledi:

“Kontrolün Esad'a devredilmesi tüm taraflar için en kabul edilebilir senaryo. Türkiye, garantör ülke olduğu ve Soçi bildirgesinde Esad'ı yasal olarak tanıdığı için onunla savaşmayacaktır.”

Akhmetov, Afrin'deki kontrol transferinin Rusya için de çok önemli olduğunu ifade etti ve “Bu Cezire ve Kobane'deki PYD ve SDG'ye de sınır güvenliğini Suriye hükümetine bırakırken bir yandan da özerk yönetimlerini sürdürebileceklerini gösterecek. Şam olmadan PYD çok kırılgan olacaktır” dedi.

Ama Afrin'deki Kürtlerin Rusya'nın taleplerini reddetmesinin ardından Rusya, saldırı için Türkiye'ye izin verdi.

“Türkiye'nin Afrin'e saldırmasına izin vererek Rusya, Türkiye'nin ABD-PYD işbirliğine yönelik hayal kırıklığını somutlaştırmasını sağladı. Rusya'nın Türkiye'nın tüm kantonu işgal etmesine izin vereceğini sanmıyorum. Harekat kademeli olarak devam edecek, Rusya kontrolün Şam'a devredilmesi hakkında PYD'nin nabzını yoklayacak” diyen Akhmetov, sözlerini şöyle bitirdi:

“Rusya için bu harekat, sadece Afrin'deki PYD'nin varlığından ziyade Türkiye-ABD kriziyle ilgili. Rusya, Tel Rıfat'taki askeri misyonu izlemeye devam ediyor, ve bölge Türkiye bombardımanı ve ÖSO saldırılarından uzak tutuluyor. Koruma altındaki Tel Rıfat, PYD'nin Şam'dan talep ettiği takdirde Suriye hükümeti güçlerinin Afrin'e geçebilmesi için güvenlik koridoru görevi görecek.”

Görüşmelerin başarısızlığa uğramasının ardından, Türkiye'nin Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı ile Rusya hükümetinin 18 Ocak'ta Moskova'da gerçekleştirdikleri toplantının ardından, Cumartesi günü Türkiye'nin hava saldırısı Afrin'deki Kürtleri vurdu.

Dahası, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran ve Esad'ı saf dışı bırakmak ve Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) destek vermek için kuzey Suriye'de kalma planları nedeniyle ABD'yi dolaylı yoldan suçladı.

Lavrov, Rusya’da yayınlanan günlük politika ve iş hayatı gazetesi Kommersant'a verdiği röportajda “ABD, müzakereler için erişilebilir olmadığını gösterdi... ABD'nin İran'a ya da Suriye'ye yönelik tek taraflı eylemleri Türkiye'yi şimdiden kızdırdı” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, saldırıdan önceki Perşembe günü “Müdahale etmek için Ruslarla işbirliği yapmak zorundayız, bu nedenle Rusya'nın Afrin'de bulunan gözlemcileri bundan etkilenmeyecek” dedi.

Dolayısıyla, Kürt Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) Cumartesi günü yaptığı açıklamada, saldırıdan Rusya'yı sorumlu tutması hiç de şaşırtıcı olmadı.

YPG Genel Komutanlığı, “Biliyoruz ki, küresel güçlerin, özellikle de Afrin'de birlikleri bulunan Rusya'nın izni olmadan Türkiye, Afrin hava sahasını kullanarak sivillere saldıramazdı. Bu nedenle Rusya'yı en az Türkiye kadar sorumlu tutuyor ve Rusya'nın bölgede sivilleri katleden Türkiye'nin suç ortağı olduğunun altını çiziyoruz” dedi.

Suriye başkanı Afrin'e yönelik Türk saldırısını kınamış ve Suriye hükümeti de Türkiye'yi Afrin'e saldırdığı takdirde uçaklarını vurmakla tehdit etmiş olsa da, hükümet, saldırıları durdurmak için şu ana kadar pek bir şey yapmadı.

Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Faisal Meqdad [Faysal Mikdat] Perşembe günü yaptığı açıklamada “Türk yönetimini uyarıyoruz, Afrin bölgesine askeri bir operasyon düzenledikleri takdirde bunu Türk ordusunun saldırgan bir eylemi olarak sayacağız” dedi.

Ama Türkiye, Cumartesi günü hava saldırısını başlattığında hiçbir Türk jeti vurulmadı ve Afrin'de siviller öldürüldü. Afrin yerel yönetiminin dış ilişkiler yetkilisi Cemil Suleyman, Ahval'e “Suriye hükümetinin herhangi bir tepki verdiğini görmedik” dedi.

Suriye'nin tepkisizliği, belki de Suriye hükümetinin bekle-ve-gör yaklaşımının bir göstergesidir. Buna rağmen, YPG'nin, Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelerde güçlerini takviye ettiğine ilişkin raporlar var.

Esad yanlısı haber sitesi Al-Masdar'ın editörü Leith Aboufadel, Twitter'da “Şimdilik, Suriye hükümeti Halep'in kapılarını YPG'ye kapamadı. Kürt birlikleri hala hükümetin kontrolündeki bölgede hareket ediyor” diye yazdı.

Yerel bir komutan, Middle East Forum düşünce kuruluşunun kuzey Suriye'de araştırmalar yapan analisti Aymenn Jawad al-Tamimi'ye, Halep'teki YPG savaşçılarının Sheikh Maqsoud'dan [Şeyh Maksud] Afrin'e geçerek Türkiye destekli isyancı saldırısına karşı güç takviyesinde bulunduğunu onayladı.

Bununla birlikte, komutan, Afrin yakınlarında bulunan hükümet kontrolündeki iki Şii köyü Bul ve Zahara'dan gelen güçlerin Kürtler tarafından geri çevrildiğini de sözlerine ekledi, “'Kürtler tarafından geri çevrildiler' demek Afrin'deki YPG'nin, Suriye hükümeti ve müttefikleriyle yakınen ilişkilenmeyi reddetmesi anlamına geliyor” dedi.

Tamimi, Suriyeli Kürtlerin, Suriye hükümetinin kontrolüne izin vermelerinin iyi bir fikir olduğunu da belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Şahsi fikrim, kontrolü Suriye hükümetine vermenin, bölgede ilerlemek adına en iyi yol olduğu yönünde. Bu durum, Türkiye'nin saldırılarını önlemek için daha güçlü bir engel olacaktır. Demeye çalıştığım şu ki Kamışlı ve Haseke'de rejim otoritesi mevcut, bu neden Afrin'de de olmasın?”

Yine de, Suriye hükümeti dillerini yasaklamış, binlercesinin vatandaşlığını ellerinden almış ve haklarını on yıllar boyunca hiçe saymışken Suriyeli Kürtlerin, yeniden herhangi bir Suriye otorite biçimi altına girmeyi isteyecekleri pek olası görünmüyor.
(Ahval)


 
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ